Kürşad İhtilali

İlk Ülkücü İhtilal Kürşad İhtilali

Kür Şad Çuluk Kağanın Küçük oğludur. Asıl ismi Şu Tiğindir. Kür Şad ismini amcası Kara Kağan tarafından almıştır. İhtilalin öncesine gelecek olursak Çuluk kağanın çinli prenses eşi tarafından öldürülmesi ile kağanlık görevi Çuluk kağanın kardeşi Kara Kağana geçti. Kara kağan devlet yönetiminde basiretsiz yönetimi, üst üste gelen kıtlıklar devleti zayıflattı. Bu durumu fırsat gören Çin Türk ordusunu mağlup ederek içerisinde Kara Kağan, Kür Şad ve devletin üst düzey yöneticileri ve komutanları dahil 100 bin Türk’ü esir aldı. Türkler asimile olmama ve savaşçı özelliklerini kaybetmemeye çalışarak esir hayatı sürmeye başladı. Günler aylar birbirini kovalarken bağımsızlığı kaybedeli 9 yıl olmuştu. Artık esir hayatının bitmesini gerektiğini düşünen Kür Şad güvendikleri adamlardan 40 kişilik bir ekip kurdu. Kür Şad’ın planı ise bazı geceler sadece danışmanını alarak şehirde zaman geçiren Çin İmparatoru Tai Sung’u kaçırarak esir almaktı. İmparatoru esir ederek bağımsızlık hedeflerinde 1 adım daha atmış olacaklardı. Amaçları ise şu idi: İmparatoru esir ederek esir Türklerin serbest bırakılmasını isteyecekler ve bağımsızlık adına hemen harekete geçeceklerdi. Bu plan üzerine harekete geçtiler ve Türklere özgü yeminle ‘’Gök girsin kızıl çıksın’’ diyerek görevlerini başarmak için ant içtiler.

İhtilal

Kür Şad ve 39 çerisi tedbir-i kıyafet ile gezen Çin imparatorunu kaçırmak için harekete geçtiler. Çin e giren Kür Şad ve çerileri hesaba katmadıkları bir olayla karşı karşıya geldiler. Hava fırtınalıydı ve imparator sarayından ayrılmadı. Ancak Kür Şad bu kadar çabuk pes etmek istemedi. İhtilalin duyulması sonucunda bir çok Türkün kılıçtan geçirilmesi düşüncesi ile bir an önce harekete geçme isteği duydu ve ihtilali ertelemedi, imparator bize gelmezse biz onu almaya gideriz diyerek imparatorun sarayını basarak kılıç zoruyla ele geçirmeyi aklına koydu. Kür Şad Çinlilerden çok üstün kılıç kullanan arkadaşlarına güveniyordu. Ve o kaçınılmaz gece geldi ve çattı. Gerçekten Kür Şad ve çerileri inanılması güç bir cesaretle Çin sarayını basmıştı. Çok kanlı bir çarpışma oldu 40 çeri yüzlerce Çinlinin kanını pusat kullanımındaki üstünlükleriyle döktü. Kür Şad düşmanlarının yüzlercesini öldürmelerine rağmen sürekli sayılarının artığını görünce arkadaşlarına geri çekilme emrini verdi. Kür Şad ve çerileri Çin sarayının ahırını basarak seyisleri öldürmeleri ile atlara atlayarak peşlerine Çin ordusunu takarak başkentten çıkmayı başardılar. İmparator bu ihtilalin sonucu olarak korkuya kapıldı ve bütün Çin ordusunu Kür Şad ve çerilerinin peşine taktı ve onları Vey ırmağının kenarında sıkıştırdılar. Kür Şad ve arkadaşları fırtınanın azizliğine bir kez daha uğramışlardı. Fırtına nedeni ile ırmağın suları yükselmiş bu nedenle ırmak Kür Şad ve çerilerine geçit vermiyordu. Kür Şad ve çerileri son bir gayret ile Vey nehrinde savaş pozisyonu alarak çarpışmaya başlamışlardı. Bu çarpışmada da çok Çinli kanı döken Gök Türkler Çinlilerin sürekli artmaları, konum dezavantajı ile çarpışarak uçmağa varmışlardı. Atsız Ata Hüseyin Nihal Atsız bu ihtilali ölümsüz eseri ‘’Bozkurtlar’’ da şöyle bitirmektedir:

Kür Şad, ölmüş Çinli yığınları üzerinde tek başına Çin kağanlığına vuruşuyordu. Yalın kılıçtı. Börkü düşmüş, kaftanı parça parça olmuştu. Göğsü açıktı. Göğsünden, alnından, yanaklarından , boynundan kan sızıyor; fakat o yine vuruşuyor, dövüşüyor, çarpışıyordu.

O şimdi yarı tanrı gibi bir şeydi. Ölümü de başka türlü olmalıydı. Kırk kahraman birer birer düştükten sonra o hala ayakta idi. Uzun saçları omuzlarında uçuşuyor, gözleri kıvılcımlar saçıyor, kolu yıldırımlar hızıyla kalkıp iniyor, her inişte bir Çinliyi deviriyordu. En sonra ölüm kızı onun eline bir sağrak sundu. Kür Şad bu acı sağrağı gözünü kırpmadan içti. Atının yelesine kapandı. Başını dayadı. Sağ elinde kılıç hala sımsıkı duruyor, sol eli sarkıyordu.

Kür Şad ölmüş, fakat attan düşmemişti.

Ölmüş, fakat yenilmemişti…

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir